Haberler

Üye Girişi


Reklamcılar Yalancı Mı?

M. Yaşar Dilsiz

EKOŞEHİR

Her Pazar 19:00’da

Kanal 26’da…

Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız

Aşağıda yazmış olduğum yazıyı SAKARYA GAZETESİ'ne gönderdim...

Köşe yazarı Sn. İbrahim BİLEK reklamcıları yalan söyleyerek para kazananlar olarak zikrederek tüm meslek erbabını zan altında bırakan bu beyanatıyla basın suçu işlemiştir.

SAKARYA Gazetesi'nin 29 Ağustos 2010 nüshasının 5. sayfasında UZAKİSTAN köşesinin yazarı Sn. İbrahim BİLEK Pembe Yalanlar Başlıklı yazısında profesyonel reklamcı ve halkla ilişkilercilerin meslek onurunu zedeleyici, kişilik haklarını incitici yazısıyla maalesef bizleri üzmüştür. Yazısının 7. paragrafında Sn. Bilek aşağıdaki cümleyi zikrediyor:

 

"* Profesyonel yalancılar vardır. Yaptığı iş gereği yalan söylemek zorunda olan kişilerin yalanlarıdır bunlar... Reklamcılar, şirketlerin halkla ilişkiler temsilcileri, falcılar, sihirbazlar, antikacılar, diplomatlar, politikacılar, avukatlar için "yalan" bir hayat biçimidir. Bu gibi kimseler, karşılarındakilere konuyla ilgili olarak, sadece onların hoşlarına gidecek olan şeyleri söylemekte çok ustadırlar. Yalan söyleme becerileriniöylesine geliştirip ilerletirler ki, insanlar bu yalanları duymak için can atarlar…"

 

Bir köşe yazarı kazandığı parayı yalancılıkla itham ettiği reklamcılar sayesinde kazanmaktadır... Bir köşe yazarı itibarını halkla ilişkilerci personelleri sayesinde yükseltmektedir.

 

Hiçbir somut delile dayandırılamayacak bu afaki ve gayri ahlaki talihsiz beyandan dolayı 18 yıldır bu meslek içinde bulunan bir reklam ve halkla ilişkilerci, bir PROFESYONEL olarak kınıyor ve sözkonusu paragraf ile ilgili ÖZÜR dileyerek tekzibini rica ediyorum.

 

Ekmeğini bu işten kazanan profesyonellerin mesleki itibarını zedeleyici bu talihsiz ve zavallı beyan sektör çalışanlarının kamu imajını zedeleyici, meslek onurunu karalayıcı bir yazıdır.

 

64 yıllık bir gazetede yazmanın sorumluluğundan yoksun, yazdığı yazının sonuçlarını düşünemeyecek kadar dalgın bir köşe yazarının meslektaşlarımız nezdinde gazeteniz açısından da oluşturduğu izlenimin bu talihsiz beyanla örtüşmediğini maalesef belirtmek durumundayım.

 

Ayrıca Sn. Bilek yazısının son bölümünde şöyle diyor: " "Beyaz Yalanlar" isimli makalemde söylenen yalana inandım. Yazımın sonuna Bülent Gaytanlı hocamızla okey ortağı Birol Güngör´ü aldıkları bir karar dolayısıyla iğnelemiştik. Meğerse öyle bir karar almamışlar… Üstelik, turnuva sonuçları da yalanmış… Bizi yanıltan arkadaşımıza teessüf ederken,  hocalardan da özür diliyorum…"

 

Hiçbir gazeteci yazısına konu ettiği bir meslek dalıyla ilgili bu talihsizliği hak göremez ve hiç bir profesyonel YALAN dolanla, ÜÇKAĞIT yöntemiyle para kazanmayı düşünmez... PROFESYONEL kendi kalıp ve yöntemlerini belirlemiş alanında UZMAN meslek erbabıdır... Muhataplarına YALAN söyleyerek değil, bilakis doğru yöntem ve bilgilerle hizmet verir, vermelidir. Meslek etiği de bunu gerektirir.

 

Sn. Bilek tarafından kastedilen reklamcı ve halkla ilişkilerciler meslek camiasından zaten dışlanmış, kabul görmeyen kişiler olup; tüm profesyonel reklamcı ve halkla ilişkiler camiası mensuplarının da üç kuruş için YALAN söylemeyecek kadar asil ve vakur olduğunu belirtir, konu ile alakalı hukuki haklarımız saklı kalmak kaydı ile konuyu takdir, ilgi ve bilginize sunarım.

 

Saygılar.

 

YAŞAR DİLSİZ

.