
| Merve Dağköylüoğlu | | |
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız
| Karakışın tam ortasındayız.Yurt geneli, rekor soğuklara ulaştı.Kar, köşe bucak heryere soğuk havasını taşıdı. Taşıdı ya; kimi buna sevindi, kimi bununla zar zor mücadele etti... Ulaşım aksadı, geç kalmalar hoşkarşılandı, evden çıkılmaz oldu.Yolcular yolculuklarını başka zamana erteledi.Çalışmak güçleşti. Yazın oluşan birikimler tüketilmeye başlandı, tarla toprak görünmez oldu.Pencere önünde oturdu kimileri sadece...Dükkanlar geç açıldı, erken kapandı.Kürekler çok çalıştı bu aralar.En çok atkı, eldiven satıldı.Pazarlar pek iş yapmaz oldu.Birde kazalar...Araba kazaları her karlı günde olduğu gibi yine bu karlı günlerde yaşandı en çok.Ve ölümler oldu ne yazıkki...İşçiler, işi açık havada yapanlar en çok üşüyenler oldu.Ve bu karlı havaları en güzel babam özetledi:"Zengin havası bu!" Karlı havalar, bu kış zengin havası olarak hafızama yerleşmiş oldu! Gerçekten de öyle ya...Evi olan (!), evinin her köşesi sıcak olan, arabası hazırda bulunan, kazalara en pahalı önl emleri alabilen, çeşmesinde sıcak suyu eksik olmayan ve sadece kapı girişlerinde üşüyenler için pek dert sayılmaz ise karlı hava, işte o zaman babamın deyimiyle zengin havası oluverir! Peki ana haber bültenleri...Böyle havalarda ana haber bültenleri de oldukça zengindir.Önce yavaştan başlayan kar yağışlarının romantik atmosferi kaplar ekranları.Sonra artan kar yağışlarının çilesine bürünür, arada kar topu oynayan çocuklar, kardan adamlar, tatil edilen okullar...Doğunun karla mücadelesi...Kar sebebiyle evde doğum yapanlar, hastaneye yetiştirilemeyen hastalar...Evet, tüm bunlar bir dereceye dek izlenir, izlenebilir! Ancak, neredeyse her yıl, karlı havalarda, evsizler için açılan spor salonları gösterilmez mi?Bense tüm bu salonlara bakmaya katlanamaz olurum.Neden mi? Evsiz insanları, sadece dondurucu havalarda düşünmek..."Aman donmasınlar!" diyerek, iyilik yaptığını sananlar...Ve en önemlisi de bir mevsimlik hatırlanan vatandaşlar olmaları!...Benim bağırasım gelir: "Karde şim, yok mu koskoca devletin barınma evleri.Sadece kışın mı yapılır b u?Yok işte adamın evi, tenceresi tabağı...Yok! Evsiz insanlar olduğunu kabul ediyorsunuz işte! Karlar çatılardan kalkınca, hadi eyvallah demek, hangi vicdana ve sosyal devlete sığar bayım!İki yüzlüsünüz! Bir de kalkmış, pişkin pişkin, sokakta yatanlara (!) battaniye dağıtmadınız mı, çay vermediniz mi?Bayım dedim ama affedin ki şöyle seslenmek istiyorum ULAN, bu yaptıklarınızı "iş" sanmayın! Sizin ki, geçici vicdan rahatlatmadır.Ve açıkça söylemeliyim, KANDIRMAdır..."
.
|