"Çocuk yüreğiyle kalabilse düşünceler.Gül dalında açsa yaşam." Sabah güneşinin öpüştüğü, dershane kapısını ardına kadar açtı. İçeri girdi. Meraklı bakışlarla etrafı süzdü. Koridorda bulunan koltuğa oturdu. Gamzeli gülüşlerini gözlerime kondurdu. |
|
Devamını oku...
|
|
Parmağı yüzük, kolu bilezik, görmeyen anam. Güneş ışıklarını çekmiş ocaklı damından bir örümcek asılmış gaz lambasından, sessizce ağlıyor ana! Senden sonra hakiki olmayan bir zamandayım. İnsanlardan yoruldum. |
|
Devamını oku...
|
|
Ağaç direkte asılı, babamla amcamın fotoğrafı arasında kimsenin bilmediği sıkı bir bağ kurmuştum.
Ayrılığın kara ipini siyah beyaz fotoğrafa bakarak çözmeye çalışıyordum. |
|
Devamını oku...
|
|
“Kızgın demire dönen bedeni güneş altında ayna gibi parlıyordu.” Kamyondaki tonlarca yükü sırtına alınca, ah anam dedi. Anası oğlunu böyle görseydi, kıyar mıydı gözünden bile sakındığı Feyzosunun onca yükün altında ezilmesine. |
|
Devamını oku...
|
Villa sahibi elindeki bakır güğümle içeri girdi. Güğüm, etrafındaki yabancı eşyalara şaşkın şaşkın bakıp, sessiz çığlıklar attı: “Amanın! Bunlar da kim ben neredeyim? ” Şömine, bakır güğüme seslendi: “Üzülme güğüm kardeş ben buradayım.” Güğüm, sesin nereden geldiğini anlamaya çalıştı.” Sende kimsin?”
|
|
Devamını oku...
|
|
|
|
|