|
Gökyüzüyle neredeyse bütünleşecek kadar yakın hissediyordu yıldızlarla kendini. Arkasından sımsıcak kollarıyla sardı adam bedenini. — Çok seviyorsun burasını değil mi?
— Evet, hem de çook. Garip, ama bana huzur veren bir yer burası. Seninle olduğum için hissettirdikleri daha bir güzelleştiriyor ruhumu. — Bende çok seviyorum. Biliyor musun, sen olmadığında da seni hayal ediyorum burada. Seninle oluyorum sensiz. Aya ve yıldızlara yaklaşmaya çalışıyorum. Seni orada buluyorum; göz kırpan yıldızlar arasında. Ne çok gece seninle, bu terasta sensizliği paylaştım onlarla. Kadehimi senin yokluğundaki sana kaldırdım. Parıldayarak selamladılar beni. Seni sordum hep onlara. Başka bir zamanda, başka bir hayatta, belki de yeniden bahşedilen bir yaşamda seninle olmak istediğimi söyledim. Yok değil mi böyle bir şansım? Ben seni yokluğunla mı yaşayacağım hep? Neden şimdi? Neden yıllar öncesinde yanımda değildin? Hayatıma yön verecek ışığım olmadın? Kadın sessizce dinledi adamı. Gözlerinden hiç ayırmadı gözlerini ve sonra hasretle öptü dudaklarını. Avuçlarının içine aldığı yüzünü sevdi adamın şefkatle.
''Dolunay gibiyim ben'' dedi kadın. ''Her şeyim apaçık ortadaymış gibi görünüyor, aslında az sonra çıkacak yeni bir bilinmezimin olduğunu bilmiyorsun. Sense, bir hilal; karanlık yanının çok olduğu. Bu, gözlerinin ardından görülebilecek kadar açık bir karanlık… ''
Yüreklerindeki acı çarpıştı hızla… Ama bu kısacık buluşma anını hüzünle boğmayacaklardı. Göz göze geldiler yine. Adamın omzuna başını koyup gecenin sesini dinlemeye koyuldu kadın. Hafif bir rüzgâr esmeye başladı, uzun siyah saçlarını savurdu nazlı nazlı. Adam içine çekti ipeksi saçlarındaki tarçın kokusunu. ''Zaman uçup giderken ellerimin arasından,
Gözlerin kaldı bir tek içimde. Sıcak mahmur sevgili, Dön de bak yanı başına Gülüşüm konmuş kollarına…'' Adamın her cümlesi, sesindeki her eda kadının başını iyice döndürüyordu.
— Her gelişin, her gidişin bir amaca isabet ediyor. Var olduğumu, iyi olduğumu, ben olduğumu hissettirmek ister gibisin. Son gelişin de umutlarımın yitmeye başladığı zamana denk düşmüştü. Yine beni karanlık ve derin kuyularımdan aydınlığa çekmek için. Tesadüf değildi gelişin, ama gidişin neye isabet edecek bilmiyorum. Yine de yaşamaya değersin. Aşk, şarabın kızılıydı dudaklarda…

.
|